Abre La Puerta, Aç Kapıyı


Kızın adı Umut; 12 yaşında.

Müebbete mahkum, 1,5 metre boyunda

Abre la puerta! Aç kapıyı,

Girsin içeri , yemek ver ona.

Yaşlı Florence üniversitenin otoparkında yaşar,

her tarafında çantaları ve torbalarıyla,

84 yaşındaki bedenini kütüphanenin lavabosunda yıkar

merhum kocasının pijamalarından kalan bir parça kumaşla,

Abre La Puerta O bir Tanrı

Florence Tanrı, bir Tanrı var, adı Florencia

Hatırlar mısın o koca nineyi,

Sıska bacaklarıyla sana nasıl zar zor geldiğini

Sen minik bir bebecikken, o sana gülümserdi

Ve sen büyüdün, serpildin,

O, nine görüntüsünde karşına çıkan Tanrı’ydı

Seni gördüğünde sevinçten ağlardı.

“Oy. oy, oy canım bebecik” derdi sana

“Bak sana ne güzel bebeciksin”

“Bak” der Tanrı, “konuşuyor”. Tanrı bebek diliyle konuşuyor

Karnında senin için bir kapı açtı

Senin büyük büyükannen Tanrı, Tanrı bir büyükanne.

Hatırlar mısın içinde büyüdüğün o kırmızı odayı. O Tanrıydı.

Seni almak için uzanan sıcacık elleri hatırladın mı? Onlar da Tanrıydı.

Babanın, seni kırılacak bir mücevhermişsin gibi itinayla tutan ellerini hatırladın mı? O anda, o Tanrı’ydı

Horlayan eşin… Tanrı horlar, bilirsin

Eşin Tanrı, çoraplarını bile bulamayan..

Ve ona asla veremeyeceğin şeyler için yanıp tutuşan sevgilin; O da Tanrı

Eşin Tanrı,

Tanrı bir ev kadını, çamur maskesi ve bigudileriyle, sabahlık giymiş kapıdan el sallayan,

Tanrı sabahlık giyer bilirsin,

Ah gencecik ve derinden sevmiş dünya!

Aldatılmış, kollarından derileri sarkmış, kollarında hiç kas kalmamış, gözünün feri kaçmış…

Kalp acının kapısını aç ve ihanetin kapısından içeri adım at,

Kalbinde kalan oyuktan gir içeri! Gir, çünkü o bir kapı

Abre la puerta, aç kapıyı!

Hatırladın mı sevgilini saran bacaklarını,

Bacakların bir kapı! Gir oradan içeri,

Abre la puerta, …..

Sürgüyü aradan geçir,

Aç kapıyı, kapıların en kutsal olanını

Karnından geçip omurgana çıkan yolun kapısını,

Hatırla; Ateş bir kapı! Şarkı bir kapı! Yara izi bir kapı!

Abre la puerta, aç kapıyı

Yanan orman bir kapı; mahvolan okyanus bir kapı

Bize ihtiyacı olan, bizi Tanrı’ya çağıran her şey bir kapı.

Abre la puerta, aç kapıyı

Bizi acıtan, bize ihtiyacı olan her şey, kapıyı açar

Abre La puerta, aç kapıyı!

Tüm bu yıllar boyunca bir şey olmaz sandığın, küçük dünyanın büyükbabası ölür, kalbi parçalanır, seninki bin parçaya bölünür,

Bunlar kapılar, aç onları

Abre la puerta, bu kapılardan gir içeri.

Dünya tek memeli kadınların kabilesi

Onların göğsündeki yara izinden gir içeri

Abre la puerta, aç kapıyı!

Git dünyanın kıyısına, zamanı gelince hepimizin yürüdüğü o uçuruma

Ve ilaçların en iyisini sür yaraların en fenasına

Abre la puerta, aç kapıyı!

Az kalsın boğulduğun o göl vardı ya, bir kapı

Sana yeri öptüren o tokat, bir kapı

Seni cehenneme gönderen o ihanet, bir kapı

Abre la puerta, aç kapıyı!

Hep aynı hikaye

Tüm güçlü ruhlar cehenneme giderler

Dünyaya geliş sebepleri olan şifayı vermeden önce

Eğer şanslıysak

Aşağıda tutsak kalanlara yardıma döneriz geri

Abre la puerta, aç kapıyı

Cehennem acının sebep olduğu bir kapı.

Bir çiçeği açışı, yağmurun toprağı açışı

İnsanların öpücükleriyle dünyanın kalbinin açılması

Bunlar kapılar ; Abre la puerta,; Aç kapıyı

Jiletin bıraktığı yara izi bir kapı

Yara izleri açılmış kapılar, kapılar açılmışlar

Abre la puerta, aç kapıyı!

Testerelerin ormanlarda bıraktığı yara izleri, bunlar kapılar,

Her sabah seher vaktinde gelen yeni hayatın şiiri bir kapı

Yükselen güneş bir kapı, mezar bir kapı

Cehennemin kapısı bir kapı

Abre la puerta, aç kapıyı

Büyükannen, büyükbaban

Annen, baban öldüler

Senin hayatında koca bir boşluk bırakarak

O boşluktan içeri adım at. Bu bir açılma.

O boşluk bir eşik. O boşluk bir kapı.

Abre la puerta, aç kapıyı! Abre la puerta, aç kapıyı! Abre la puerta ,aç kapıyı.

Clarissa P. Estes’in Abre La Puerta isimli şiirinden çeviri(m)dir.  

Seslendirmesi de şuracıkta:

Damla Çeliktaban

Yazar: Damla Çeliktaban

Sayısız kitap okudum, az buçuk gezdim. anne olduktan sonra oğlumu büyütürken kendimi de büyütmem gerektiğini idrak ettim. Türlü arayış yollarına düştüm, türlü hocalarla çalıştım. Clarissa P. Estes ile tanışıp, çalıştıktan sonra masalları, ruhsal harita olarak kullanmayı öğrendim; masal çemberleri kurarak çoğunlukla kadınlarla, nadiren de olsa erkekler ile "Kurtlarla Koşan Kadınlar" masalları çalıştım. Varlıklararasılığa, yeni hikayeye, Bir'lik bilincine, yaşamın her unsurunun Ruh'lu olduğuna inandım.
TÜM HAKLARI SAKLIDIR - Damla Çeliktaban