Anlatış- Ursula Le Guin


Bir dünyayı, onun içindeki sistemi anlatmak için en iyi yollardan biri; anlatacağın gezegene bir yabancı indirmektir. Bu şekilde okuyucu yabancıyla birlikte, onun gözünde bakarak bu yeni dünyayı adım adım anlamaya başlar. “Anlatış” da Yerküre’li Sutty’nin gözünden başlıyor.

Sutty’nin öğrenciliği sırasında Yerküre’de, kitapta “Tekçiler” denen, bağnaz dincilerin kütüphaneleri bombaladığı, kendi inançlarıyla örtüşmeyenlere türlü eziyetler ettiği bir kaos dönemi yaşanmaktadır. Sutty, ailesinin desteğiyle bu karmaşa halindeki dünyadan kaçarak Le Guin’in diğer kitaplarından tanıdığımız Ekümen’e (insan barındıran dünyalardan oluşan federasyon) ait bir okula gözlemci, tarihçi olarak eğitim almak üzere Hain gezegenine gider. Buradaki eğitiminden sonra gözlemci olarak Aka gezegenine atanır.

Aka gezegeninde bir süre önce ciddi bir toplumsal, politik devrim yaşanmıştır. Bu devrimle toplumun geleneklerden, örf ve adetten ve tarihten bağımsız olacağı ilan edilip, onları muhafaza eden yazılı metinler de silinip atılmıştır. Gezegenin tarihi ve geleneği ile bağını kesmeyenlere gerici muhalifler denmiş, devrimciler tarafından düşman olarak nitelenmişlerdir.

Gözlemci Sutty devrimden sonra kurulan Şirket Devleti’nin izniyle, batıllar, barbarlar olarak adlandırılan, merkezden uzakta, dağlarda yaşayan halkın yanına gider. Bu halk devrimi içselleştirememiş, gözden uzakta eski yaşantılarını sürdüren insanlardan oluşur çoğunlukla. Sutty dağlara doğru giden yolculuğunun başında ne arayacağını ya da görevini nasıl ifa edeceğini bilmez haldedir.

Anlatış

Dağ köyüne vardığında bir ailenin yanına pansiyoner olarak yerleşir ve köydeki günlük hayatı, insanları tanımaya yönelik çabalarına başlar. Zaman içinde Şirket devleti tarafından düşman ilan edilen bu insanların yaşantısına girdikçe gezegenin binlerce yıllık geçmişinin, geleneğinin aktarılışının yöntemi olan “Anlatış” ile tanışır.

Anlatış, ötekileştirme, kendisi gibi düşünmeyeni cezalandırma, yenilik hevesiyle kadim olanın soysuzlaştırılmasıyla bedenlenen hakim düşüncenin tam tersi olarak çıkar karşısına. Aka gezegeninde yaşanan devrimle 

“Bünyesindeki her bireyin fiziksel ve ruhsal tatmin arayışında olduğu büyük ve uyumlu bir sosyal şablondan bünyesindeki her bireyin toplumun maddi refahı ile karmaşasının sonsuz gelişimine hizmet ettiği büyük bir hiyerarşik yapı yaratmıştır. Farklı unsurların uyum içinde kalmayı başararak sağladığı üretkenlikte işleyen bir denge ortamından, her daim ileriye doğru hamle yapan bir dengesizlik türetildiğini” anlamaya başlar…

Bir tarihçi olan Sutty, tüm kaynakları kurutulmak istenmiş bu kadim bilgeliği “Maz” denen anlatıcılardan dinleyip, kurtarılmış tüm kaynakları okuyup, kayıt altına alarak ona tekrar yaşam vermeye niyet eder.

Sutty, Anlatış bilgisine ve yaşam tarzına hakim oldukça, böylesine uyumlu, bilge bir öğretiden gelen toplumun nasıl olup da böyle büyük ve yıkıcı bir değişimden geçebildiğini, bunu neyin tetiklediğini merak etmeye başlar. Rehberleriyle birlikte korunabilen son kitapların olduğu dağın kalbindeki kütüphaneye doğru aylarca süren bir yolculuğa başlar. Bu yolculuğun nihayetinde vardıkları kutsal yerde kendisini izlerken yaralanan Şirket Devleti muhbirinin hikayesini dinleme fırsatına ve Anlatışa ait arda kalan tüm kitaplara erişme fırsatına ulaşır. Bunlar sayesinde Aka’daki devrimin mimarının kendi dünyasını da bozan, kütüphaneleri bombalayan köktendinci Tekçiler’in Aka gezegenine yaptıkları bir ziyaret olduğu bilgisine varır. Bu keşifle beraber iyiye doğru gerçekleşecek bir dönüşümün hem elçisi hem de başlatıcısı konumuna gelir.

Anlatış, Ursula Le Guin’in kelimelere duyduğu derin sevgi ve hayranlığın destanı olarak algılanabileceği gibi aynı zamanda zamane dünyasından duyduğu memnuniyetsizliğin, hayal kırıklığının hikayesi olarak da okunabilir. Bilimkurgu çerçevesi altında ilerleme, gelişme, büyüme, ticaret, teknoloji uğruna hakiki olandan, insani olan ve doğayla bir olandan uzaklaşmayı normalleştirmiş olan bizlere hüzünlü bir bakış gibi. Taoizme olan sempatisiyle birleştirdiği insancıllığının açtığı pencereyle teokrasiye ve her türlü yobazlığa yönelik bir sistem eleştirisi. Le Guin’in Anlatışı’ı 21. Yüzyılın yoldan çıkmış dünyasına hem ciddi bir eleştiri hem de çözüm yolu öneriyor. Bunu didaktiklik tuzağına düşmeden ve çok iyi bildiği hikayecilik vesilesiyle yaparak okuyucusuna zengin bir düş ve düşünce dünyası sunuyor.

İngilizce baskısı 2000 yılında çıkan kitap İthaki Yayınları tarafından Eylül 2017’de Türkçe olarak yayınlanmış… 

Damla Çeliktaban

Yazar: Damla Çeliktaban

Sayısız kitap okudum, az buçuk gezdim. anne olduktan sonra oğlumu büyütürken kendimi de büyütmem gerektiğini idrak ettim. Türlü arayış yollarına düştüm, türlü hocalarla çalıştım. Clarissa P. Estes ile tanışıp, çalıştıktan sonra masalları, ruhsal harita olarak kullanmayı öğrendim; masal çemberleri kurarak çoğunlukla kadınlarla, nadiren de olsa erkekler ile “Kurtlarla Koşan Kadınlar” masalları çalıştım. Varlıklararasılığa, yeni hikayeye, Bir’lik bilincine, yaşamın her unsurunun Ruh’lu olduğuna inandım.
TÜM HAKLARI SAKLIDIR - Damla Çeliktaban